OSMAN, HZ.
( ? -656) Üçüncü İslâm halifesi. Mekke’de doğdu. Kureyş kabilesinin Beni Ümeyye (Ümeyyeoğulları, Emevîler) koluna mensuptur. Ticaretle uğraşan ve varlıklı olarak tanınan Osman, İslâmiyeti kabul ettikten sonra Hz. Mu-hammed’in kızı Rukayye’yle evlendi. O sırada Mekke eşrafınca Müslümanlara yapılan ağır baskılardan kurtulmak için Habeşistan’a göç edenler arasında eşiyle birlikte göç etti; bir süre sonra tekrar Mekke’ye döndü ve Hicret yılında (622) diğer Müslümanlar arasında Medine’ye gitti. Ertesi yıl yapılan Bedir Savaşına, eşinin hastalığı dolayısıyle katılamadı, ondan sonraki savaşların çoğuna katıldı.
III. halife Ömer’in (591 ?-644), ölümünden önce halifelik için gösterdiği ve aralarından birinin seçilmesini Müslümanlara tavsiye ettiği altı adaydan biri olan Osman, Ömer’in ölümü üzerine halife seçildi. Halifeliğinin ilk yıllan başarılı geçti; bu dönemde Kuzey Afrika ve Kıbns gibi önemli yerler fethedildiyse de daha sonra iç huzursuzluklar başladı; yer yer ayaklanmalar oldu ve bunlar Osman’ın öldürülmesiyle sonuçlandı. Bunun nedeni, Osman’ın kendi ailesine mensup olan kimseleri kayırması, bazı yetenekli valileri görevlerinden alıp yerlerine yakınlarını ataması ve bunların da görevli bulundukları yerde halka baskı ve haksızlık yapmalarıydı. Bu konuda yapılan şikâyetlere ve uyarmalara da uymayan Osman, müsteşarlığına atadığı akrabası Mervan’a geniş yetkiler verdi; o da devleti dilediği gibi yönetmeye başladı, birçok haksız davranışlarda ve yolsuz işlerde bulundu. Sonunda Mısır ve Irak’ta ayaklananlar Medine üzerine yürüdüler ve Osman’ın evini kuşatarak halifelikten çekilmesini istediler; Osman bunu reddedince de zorla eve girip kendisini öldürdüler (656). Mezarı Medine’dedir.
Mütevazı, yumuşak huylu ve sessiz bir insan olan Osman, servetinin çoğunu Hz. Muhammed zamanındaki savaşlarda orduya vermiş; birçok hayır işlerinde harcamıştır. Ayrıca I. Halife Ebu Bekir (571-634) tarafından toplanan Kur’an’ı altı nüsha olarak yazdırmış; dağınık sayfaları ve bölümleri yaktırarak Kur’an’ın aslının korunmasını sağlamıştır.
Etiketler: 4 Halife Dönemi, Hazreti Osman, Kuran'ın Yazıya Geçirilmesi
(571 – 632) İslâm dininin peygamberi Hz. Muhammed Mekke’de doğdu. Mekke’nin ve Arabistan’ın en nüfuzlu kabilesi olan Kureyş kabilesinin Benihaşim (Haşimoğulları) boyundandır. Babası, Kureyş kabilesinin lideri ve Mekke’nin yöneticisi olan Abdülmuttalip’in oğlu Abdullah’tır. Annesi ise yine aynı kabilenin Zühre boyundan Vehb bin Abd Menafin kızı Amine’dir.
Muhammed henüz ana rahmindeyken babası Abdullah, ticaret amacıyla gitmiş olduğu Suriye’den dönüşünde Medine’de öldüğü için öksüz bir yavru olarak dünyaya geldi. Altı yaşındayken annesini de kaybetti; büyükbabası Abdülmuttalip’in himayesine girdi. Sekiz yaşındayken Abdülmuttalip de ölünce, amcası Ebu Talip’in ( ? -619) yanına alındı. 10-12 yaşlarında çobanlık yapmak zorunda kaldı. Bu ağır koşullara rağmen Muhammed mazbut bir hayat sürmekte, dürüstlüğü ve doğıuluğuyle tanınmaktaydı. Bu yüzden henüz gençliğinde herkesin takdir ve saygısını kazanmış, «Muhammed el-Emin» diye anılmaya başlamıştı. Muhammed gençliğinde, ticaretle uğraşan amcasıyla Suriye’ye gitti. Daha sonra Hatice bint Huveylit (555? – 619) adında zengin bir dul kadının, ticarî işlerini yürütmesi için yaptığı teklifi kabul etti ve Hatice’nin ticaretini yönetmeye başladı; bu amaçla Basra’ya gitti. Dönüşünde Hatice’yle evlendi (595). O zaman kendisi 25, Hatice da 40 yaşındaydı. Bundan sonra da bir süre ticaretle uğraştı. Hayatının, evlendikten sonra peygamber oluncaya kadar, ki dönemi hakkında pek az bilgi vardır. Yalnız 40 yaşına yaklaşırken hayatında bir dönüşüm belirtilerinin baş gösterdiği bilinmektedir. Bu sırada topluluktan uzaklaşmak ve vaktinin çoğunu düşünceye dalmak eğilimi kendisine hâkim olmaya başlamıştı. Bu amaçla Mekke yakınlarında bulunan Hira dağındaki mağaraya gider, uzun süre orada kalır, vaktini düşünmekle geçirirdi. Kendisini en çok düşündüren, içinde bulunduğu toplumun durumu, maddî ve manevî çözülmüşlüğüydü.
Peygamber oluşu : Hazreti Muhammed 40 yaşındayken yine Hira dağındaki mağarada bulunduğu ve düşüncelere daldığı bir sırada kendisine ilk «vahiy» geldi. Bu vahiy, Tanrı tarafından Cebrail adlı melek aracılığıyle gönderilmişti ve «ikra’» (oku) diye başlayan surenin ilk ayetleriydi. Bu ayetlerin anlamı şudur: «Yaratan, insanı kan pıhtısından yaratan Tanrı’nın adıyla oku. Oku, senin Tanrın, kalemle öğreten ve insana bilmediğini öğreten en büyük iyilik sahibidir.» Bunun üzerine büyük bir heyecan içinde titremeye başlayan Hazreti Muhammed evine döndü ve eşi Hatice’den kendisini örtmesini istedi. Sükûnet bulduktan sonra olayı eşine anlattı ve vahyedilen ayetleri okudu. Hatice hemen peygamberliğine inandı ve ilk Müslüman oldu. Daha sonra Ebu Bekir (571 . 634), Ali (598 – 661) ve Zeyd’e peygamberliğini açıkladı, bunların hepsi inanıp Müslüman oldular. Güvendiği kimselere peygamber olduğunu gizliden gizliye anlatıyordu. Bu gizlilik üç yıl sürdü. Bu üç yıl içinde vahiy de gelmedi. Üç yıl sonra yine Hiradayken ikinci vahiy geldi. Bundan sonra ölünceye kadar arkası kesilmedi. Hazreti Muhammed de Tanrı’dan aldığı emirle işi gizlilikten çıkararak peygamber olduğunu açıkça ilan etti ve Mekke halkından peygamberliğine inanmalarını istedi. Bu sırada Müslümanların sayısı henüz 40′ı bulmamıştı. Mekke eşrafı ve özellikle Kureyş kabilesinin şefleri Hz. Muhammed’-in bu davranışını önceleri ciddiye almadılar. Fakat özellikle yoksul halk ve köleler arasında Müslümanlık gittikçe yayılıyor ve güçleniyordu.
Bunun üzerine endişeye düşen Kureyş liderleri Peygambere ve ona inananlara baskı yapmaya başladılar. Özellikle Müslümanlığı kabul eden kölelere ve güçsüz kimselere ağır işkenceler yapıyorlardı. Fakat bunlar Müslümanlığı kurtarıcı bir din olarak kabul ediyor; Müslümanlığın insanlar arasında ilân ettiği kardeşlik ve eşitlik ilkelerinin kendilerini baskıdan kurtaracağına, adalete kavuşturacağına inanıyorlardı. Mekke eşrafı ise buna tahammül edemiyorlardı. Ayrıca Müslümanlık onların putlarına karşı çıktığı için hem siyasî nüfuzlarını kaybetmek, hem de Kabe’deki putlar sayesinde elde ettikleri maddî çıkardan yoksun kalmak tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlardı.
Etiketler: Hz. Muhammed'in Hayatı, İslam Tarihi, kpss tarih, Müslümanlık